13 Kasım 2010 Cumartesi

Borç Alarak Kurban Kesmek

Adam televizyondaki hocaya(!), “Şu anda durumum müsait değil; bu nedenle, borç para bularak kurban kesmek istiyorum. Allah bunu kabul eder mi?” diye soruyor; televizyondaki hoca(!) da cevap veriyor: “Borç aldığınız paraya faiz vermiyorsanız, yani araya faiz girmiyorsa mükellefiyetinizden kurtulmuş olursunuz; bu paraya faiz ödüyorsanız, hem mükellefiyetinizden kurtulamamış olursunuz, hem de faiz nedeniyle günaha girersiniz.”

Bu işte bir tuhaflık var arkadaş!

Bu iş baştan sona tuhaf!..

Bu soruyu soran adam samimi bir Müslüman, bundan zerre kadar kuşkum yok. Programa telefonla katıldığı için yüzünü göremiyoruz, ama ses tonu, seçtiği kelimeler, vurgulamaları; hepsi gösteriyor ki adam gerçekten iyi bir mümin ve o anda ızdırap çekiyor.

Fakir çünkü!

Kurban kesecek parası yok!

Kendisine “hoca” dedirten izansız/insafsız hayatının en büyük fırsatını yakalamış, ama bunu heba etmekte son derece kararlı!

Ne mükellefiyeti be!

Adam AKP’nin uyguladığı Allahsız kapitalist uygulamalar nedeniyle çoluk çocuğuna yemek yediremiyor, ama kurban kesmek zorunda olduğunu sandığı için borç para bulma peşinde… Borç para bulsa bile yine gönlü rahat olmayacak, çünkü bir hata yapar, dinen günah sayılacak bir uygulama içine girer miyim diye kıvranıp duruyor.

Hoca(!) denen melun ise, bırakın bu samimi mümini rahatlatacak bir şeyler söylemeyi, adama adeta işkence ediyor…

Bu iş baştan sona tuhaf arkadaş!

Fakir fukara neden kurban kessin ki!

Üşenmedim tüm Kitabı taradım ve aşağıdaki verilere ulaştım: (İnternetteki kimi sitelerin Kuran fihristlerinden ve Yaşar Nuri Öztürk’ün meali ile R.İhsan Eliaçık’ın mealinden de yararlandım. Bu iki mealde, aradığınız konuyu bulabilmeniz için çok ayrıntılı indeksler var.)

Bakara 196…: Kurban, Hacla ilintilendiriliyor.
Ali İmran 183: Eski çağlarda yakılarak sunulan kurbandan söz ediliyor.
Maide 2…….: Kurban, Hacla ilintilendiriliyor.
Maide 27…...: Adem’in oğullarının sunularından söz ediliyor.
Maide 95…...: Kurban Hacla ilintilendiriliyor.
Maide 97…...: Kurban Hacla ilintilendiriliyor.
Saffat 103…..: Hz.İbrahim’in oğlundan söz ediliyor.
Saffat 107…..: Hz.İbrahim’e kurban veriliyor.
Kevser 2……: “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” deniliyor.

Sonuç olarak hac dışında kurban kesilmesi gerektiği sadece Kevser Suresi’nin 2. ayetinde, bir kez bildiriliyor. Ancak burada da ilginç bir ayrıntı var: R.İhsan Eliaçık’ın muhteşem mealinin 423. ve 424. safyalarında, bu ayetin aslında “Mekkelilerin putlar için yaptığı o namaz ve kurbanı sen Allah için yap.” anlamına geldiğini görüyoruz.

Derdimi anlamış olmalısınız!

“Benzerleriyle Değiştirilenlerin Hikayesi” nde, 99. sayfada şöyle bir şey yazmışım:

“Kimseyi gücendirmek gibi bir maksadım yok; böyle bir şeyi tesbit edebiliyorsanız, ya Türkçeye yeterince hakim olamayışımdandır, ya da bilmeden de olsa amacımı aşan sözler sarfetme cüretini göstermiş olmamdandır; ama şunu söylemeden de geçemeyeceğim: Yine benim acizane tesbitlerime göre, oruç 11 ayette; örtünme ise 3 ayette geçmektedir; oysa ‘paylaşım’ (Malın kötülenmesi, servet tutkusunun aşağılanması, infak, zekât, sadaka vs.) 244 ayette (hepsi de birbirinden ilginç nitilemelerle) geçiyor.”

(Bu kitabı yazdığımda, R.İhsan Eliaçık’ın yukarıda sözünü ettiğim muhteşem meali henüz yazılmamıştı; demek ki o kitabı bugün yazsaydım, yukarıda paylaşımla ilgili olarak sözünü ettiğim sayı en az ikiye katlanacaktı.)

Kanaatime göre Hacla ilintili olan ve sadece Hacca gidenler için farz kılınmış olan kurban meselesi yukarıdaki ayetlerle sınırlandırılırken, “paylaşım” meselesi yüzlerce ayette altı çizilerek farz kılınıyor; ve televizyondaki gaddar hoca, yukarıda sözünü ettiğim samimi mümine bunu anlatacağına, adama işkence üstüne işkence ediyor!

Bu iş baştan sona tuhaf derken bakın neyi kastediyorum:

Çok kaba hesaplamalarla ülkemizde 20 milyon aile, 40 milyon ise büyükbaş ve küçükbaş hayvan var (kümes hayvanları hariç).

Her aile kurban kesmeye kalksa, 2 yıl içinde ülkemizde hiç kurbanlık hayvan kalmıyor!

Allah böyle “tuhaf” bir şey ister mi arkadaş!

Bu konu çok karmaşık ve tahmin edebileceğiniz gibi beni aşıyor; ancak şunu söylemeden geçemeyeceğim: Allah bize şah damarımızdan daha yakın. Ekonomik durumu müsait olmadığı halde komşular ne der diye kurban kesmeye kalkan olursa, riya yaptığı için şirk koşmuş olacağını aklından çıkarmasın arkadaş!

Yardıma muhtaç, borç harç içinde milyonlarca insan var memleketimizde; kurban kesmek yerine bu insanların yardımına koşmak daha İslami bir tavır gibi geliyor bana…

Ekonomik nedenlerle kurban kesemeyen dostlarım bence üzülmemeliler; yapılabilecek o kadar çok hayır işi var ki… Kuran’ı doğru anlıyorsam, (kurban kesmek farz olsa dahi) ülkemizdeki 22.000 (yirmi iki bin) aile hariç, kimse kurban kesmek zorunda değil! Çünkü bir araştırmada gördüğüm kadarıyla, ülkemizde sadece 22.000 ailenin tuzu kuru…

Bir gün 20 milyon ailenin de tuzunun kuru olduğu günleri görmek umudu ve duasıyla…

Allah’a emanet olun dostlarım…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder